Hatalarımızdan ders alıyor muyuz?

Maalesef veriler hatalarımızdan pek de ders almadığımızı gösteriyor. Yaş, cinsiyet, yıllık kilometre ve deneyimi dikkate aldıktan sonra, bazı sürücülerin ısrarla diğerlerinden daha çok riskte olduğunu görüyoruz.

Son üç yılda kaza geçirmiş olan sürücülerin sonraki yılda kaza yapma olasılığı ortalamanın üç katı fazladır.

Otomobil kullananların aynı tip kazaları tekrarladığı bilinen bir gerçek. Aynı durumun motosiklet sürücüleri için de geçerli olduğu görülüyor. Eğer kaza yaptıysanız, ya da şansınız yaver gidip de kazadan kurtulduysanız, sürüşünüzde neyi değiştirerek aynı durumun tekrarlamasını engelleyebileceğinizi dikkatlice düşünmelisiniz. Deneyimlerinizden ders alamazsanız aynı hatayı tekrarlamanız çok olasıdır.

Öndekine çok yakın sürmek

Öndeki araca çok yakın gitmeye alışanların durumu, bize kaza oluşumunu gösteren değerli bir bakış sağlar. Cezasız kalan hatalar – çünkü her seferinde kazaya dönüşmezler – kötü alışkanlıklara dönüşürler ve sürücünün kazaya karışma olasılığını her geçen gün arttırırlar.

Öndekine yakın gidenin arkasındaki araç da aynı hatayı tekrarlarsa, arada hatayı telafi edecek boşluk da kalmaz ve kaza riski iki katına çıkar. Öndekine yakın gitmek en yaygın kaza sebeplerindendir. Motorlular, önündeki otomobili sürenin tipini anlamalı ve ona göre takip mesafesini ayarlamalıdırlar. Arkadan çarpmak hangi hızda olursa olsun motorlu için tehlikelidir.

Tecrübeden ders almaya direnmek

Bu gerçekler gösteriyor ki tecrübelerimizden ders almak konusunda pek iyi değiliz. Kazaya karışan sürücülerin çoğu kazaya kendilerinin de sebep olduğunu kabul etmezler. Eğer kazanın oluşuna katkınız olduğuna inanmazsanız çıkaracak ders olduğuna da inanmazsınız ve sürüş tipinizi ve kazaya sebep olan diğer hatalarınızı değiştirmezsiniz.

Daha iyi bir sürücü olmak için kazanın sorumluluğunu almamıza engel olan direncimizi farketmemiz ve üstesinden gelmemiz gereklidir. Bunu farketmenin ilk adımı da ders almaya karşı direncimizin olduğun farketmektir. Bir şeyi yapmayı rutin hale getirince, işe yaramadığını gösteren delillere karşın onu değiştirmeye karşı oldukça isteksiz oluruz.

Her kaza ya da kaza kurtarışı sürüş tekniğimizi tekrar değerlendirip geliştirmek için bir fırsat olarak görülmelidir.

Öz eleştiri yapabilme ve deneyimden ders çıkabilme becerisi iyi bir sürücünün anahtar niteliklerindendir. Sonraki bölümlerde sürüş becerisini etkileyen diğer olumlu ve olumsuz nitelikleri inceleyeceğiz.

Motosikletle İznik

İznik, İstanbul’a yakın olan ve motosikletle gitmek için keyifli olan yerlerden birisi. Ancak okuyacaklar için baştan söyleyeyim, bu yazıda İznik hakkında detaylı bir bilgi yok, sadece nasıl gittiğimiz ve yolda neler gördüğümüz bulunmakta.

İznik’e gidiş normalde çok kolay. Feribot ile Yalova’ya geçip, Orhangazi’ye kadar devam edip, soldan İznik tarafına ayrılarak rahatça gidiliyor. Ancak biz daha virajlı, sakin ve yeşillikler içindeki yolları tercih ettiğimizden daha uzun ve keyifli bir yolu seçtik. İzmit Körfezi’ni dolanarak gittik ama onu da otoyoldan değil, Şekerpınar’dan ayrılıp dağ yolundan geçerek yaptık. Sonrasında da Karamürsel’den ayrılıp yine dağ yolundan geçerek İznik Gölü kenarına geçtik. Rotamızı aşağıdaki haritada işaretledim.

Bu sefer turumuzu 6 motosiklet ve 7 kişi ile yaptık. Sabah Ataşehir’de buluşup kahvaltı yaptık ve güzergahımız ile yol dizilişimizi kararlaştırdık. Sonrasında TEM’den devam edip Şekerpınar çıkışından ayrılarak Balçık Köyü yoluna devam ettik.

Şekerpınar ile Kocaeli arasındaki yol Balçık, Mollafenari, Denizli ve Sevindikli köylerinden geçerek Kocaeli Üniversitesi kampüsüne varıyor. Çok keyifli bir yol. Hafta içi çok sayıda kamyon olduğu söyleniyor ama pazar günü oldukça sakindi. Bol virajlı olan yolda rahatça yol aldıktan sonra Kocaeli’ye iyice yaklaştığımız bir noktada mola verdik.

Bu noktada manzara gerçekten çok güzel, sonrasında üniversite kampüsüne gelmiş oluyorsunuz, devamında da tepeden şehire iniliyor.

İznik’e gitmek için yola çıkmış olmasaydık, etrafta görülen toprak patikalardan birine girip çok keyifli zaman geçirirdik. Ama amacımız belli olduğundan biraz dinlenip yola devam ettik. Patikaların bazıları orman yangını müdahale yolu ancak bazıları ulaşılabilir durumda.

Tepeden Kocaeli merkeze değil de Kandıra yoluna inip, Yalova yoluna devam ettik. Körfez’in alt tarafına geçtiğimizde çay içmek için bir mola vermek istedik ve sahile direk girişi olan Halıdere’de durduk.

Denizin üstüne kurulmuş bir çay ocağı bulup oturduk. Lezzetli çaylarımızı içerken bu kadar yol geldikten sonra sanki boğazdaymışız gibi önümüzden geçen vapurla daha da keyiflendik.

Halıdere’den ayrıldıktan sonra, Karamürsel’den İznik tabelasını takip ederek dağa doğru çıkmaya başladık. Buralarda denizden biraz yükselince binalar hemen kayboluyor ve yol yeşilliklere bürünüyor. Karapınar köyünden geçerken fotoğraf çekmek için bir mola daha verdik. Yeşilin ve körfezin güzelliğini aşağıda görebilirsiniz.

Karamürsel’den İznik gölüne geçilen yol çok keyifli. Köylerden, ormandan ve verimli tarlaların arasından geçen yolda bir müddet gittikten sonra bir dere kenarında mola verdik.

Biz genelde asfalt yolları kullanan motosiklet sürücüleriyiz ama fırsat buldukça yoldan ayrılmaya çalışıyoruz. Bu derenin içinden bir yol geçtiğini farkedince sudan geçmeye karar verdik.

Derenin içinde orta büyüklükte taşlar var. Suyun derinliği yaklaşık 20 cm ve debisi de fena değil. Arada taşlara takılsak da, dereyi geçebildik. Dereden sonraki patikadan tepeye çıkınca motosikletle şehirden uzaklaşmakla ne kadar iyi yaptığımızı anladık.

Buralara gelince sanki insanın gözlerinden bir perde kalkıyor, renkleri görmeye ve doğayı koklamaya başlıyor. Aslında ne kadar yakınız buralara.

Bu moladan sonra tekrar durmadan İznik’e vardık. Pazar günü olduğundan oldukça kalabalıktı. Göl kenarına indik ve lalelerle renklenmiş küçük bir meydanda çay içtik.

İznik, hristiyanlığın en önemli olaylarından İznik konsilinin toplandığı, çok önemli bir tarihe sahip olan bir kent. Bolca tarihi esere sahip ancak biz bu eserleri gezecek zamana sahip değildik. Bu nedenle bu eserlerle ilgili bilgi veremiyorum.

Göl kenarı ise kentte yaşayanlar ve ziyarete gelenler için ciddi bir nefes alma yeri olmuş.

Alabildiğine uzanan İznik Gölü, insana deniz kenarındaymış gibi hissettiriyor. Bu güzel havada masmavi suların kenarında ağaçların altında güzel zaman geçirenler vardı. Buralara gelirseniz aklınızda bulunsun, sahile arabayla girmek pek akıllıca değil, hem park yeri sıkıntısı var, hem de trafikte çok zaman kaybedersiniz.

İznik’te biraz dinlendikten sonra dönüşe geçtik. Geldiğimiz yolu çok sevdiğimizden yine aynı yolu kullanmak istedik. Ancak yolun yarısından sonra Karamürsel yerine Altınova’ya çıkan bir rotaya saptık.

Dönüşte gördüğümüz Valideköprü köyüne ismini veren Valide Sultan Köprüsü’nün de üstünde geçtik. Yeni restore edilmiş bu köprüden araç geçişi yok, ancak motosikletle geçilebiliyor.

Gerçekten başarılı bir restorasyon yapılmış. Bu köprünün, Kösem Sultan olarak da bilinen Valide Sultan tarafından yapıldığı söyleniyor ancak bazı kişiler aslında daha yakın tarihli olduğunu iddia ediyorlar. Biz bu karmaşaya girmeden, çok güzel bir köprü olduğunu söylemekle yetinelim.

Valideköprü ile Altınova arasındaki yol daha da güzeldi. Durup da fotoğraf çekmeye fırsat bulamadım ama derin bir vadinin kenarından geçen yol çok keyifliydi. Bu yoldan rahatça Altınova’ya çıktıktan sonrası Yalova tarafına dönüş, Topçular’dan arabalı vapura biniş, Eskihisar’a geçiş ve sonrasında evlere doğru yolculuğa devam.Bu tarafa geçtikten sonrasında ilginç bir şey yok, her zamanki gibi arabalar, trafik, kornalar ve binalar…

Gürkan

Motosikletle Kıyıköy

Kısa turları daha çok yapabilen motorluyuz biz ekibi ile bir pazar sabahı buluşup Kıyıköy’e gidip döndük. Anadolu yakasından ve Avrupa yakasından gelen toplam 9 motosiklet ve 11 kişi olduğumuzdan, Bahçeşehir’de buluşup kahvaltı yaptıktan sonra yola çıkmaya karar verdik. Kahvaltı sırasında hangi rotadan gideceğimizi, kimin önden gideceğini, hangi şekilde hareket edeceğimizi kararlaştırıp yola düştük.

Gidiş ve dönüş rotamızı aşağıdaki haritada işaretledim. Giderken daha yavaş bir rota olan, Çatalca – Subaşı – Saray – Kıyıköy rotasını takip ettik. Dönüşte ise Kıyıköy – Saray – Çerkezköy – Velimeşe – İstanbul rotasını yaptık.

Motosikletle bu kadar kalabalık yola çıkınca, en öndeki ve en arkadaki kişilerin birbiriyle konuşabilmesi gerekiyor. Trafiğin olağan akışında grup dağılırsa arkadakinin öne haber verip yavaşlatması, ayrıca özellikle kavşaklarda herkesin geçtiğini öne haber vermesi çok önemli. Bu nedenle kaskında interkom bağlantısı olan kişiler öne ve arkaya geçerek yol boyunca grubu sağlıklı bir şekilde gideceğimiz yere ulaştırdı. Çatalca ile Subaşı arasında bir miktar trafik olsa da, Subaşı ile Saray arasındaki yol gerçekten çok keyifliydi.

Yol tabii ki böyle dümdüz değil ama virajlarda fotoğraf çekmek biraz zor. Aşağıda biraz titreşimli olsa da Saray’a varmak üzereyken çekilmiş bazı görüntüler var.

Bilindiği gibi motosikletle seyahat etmenin en keyifli yanlarından biri yolda bolca durup dinlenmek ve sohbet etmek. Bu nedenle Bahçeşehir’den bu yana yaklaşık 120 km yol yapmış olduğumuzdan Saray çıkışında bir yol kenarı tesisinde mola verip büyük bir demlik çay içtik. Sonrasında Kıyıköy’e 40 km yol vardı ve bu yol önceki kısımdan daha da keyifliydi. Aşağıda bu yolda çekilmiş bazı görüntüler var.

Kıyıköy’den Vize tarafına giden yolu da görmek istediğimizden, köye girmeden önce Vize tarafına biraz yol yaptık. Buralarda her yol kesimi birbirinden farklı, bu taraf ise gerçekten en keyifli kesim sayılabilir. Fazla ilerlemeden köye geri dönsek de aşağıda bazı görüntüleri paylaşayım, bu yoldan da bir seyahat planlamak lazım.

Kıyıköy’ün oldukça büyük bir limanı var. Balıkçı tekneleriyle dolu olan limanda motosikletleri parkedip mendireğe doğru biraz yürüyüş yaptık.

Mendireğin ucuna gidildiğinde limanın büyüklüğü, sağ tarafta yukarıda köy merkezi, solda yazın çok kalabalık olacağına inandığım plaj çok güzel görünüyor.

Mendireğin dış tarafına geçtiğinizde ise köyün kayalıklar üstünde yükseldiği denize bakan tarafı görüyorsunuz. Bu tarafın oldukça kayalık olduğunu, tehlikeli görünse de insanda yüzme isteği uyandırdığını belirtmeden geçmeyeyim.

Yürüyüş sonrası limanın diğer tarafına geçmek için motosikletlerimize bindik ancak o tarafta nehir olduğunu, sağlam bir köprü olmadığı için karşı tarafa geçemeyeceğimizi anladık. Biz de bunun üzerine, nehire parelel giden toprak yola girdik. Bu yol biraz bozuk ve çukurlarla doluydu, su birikmiş çukurlardan geçerken biraz çamur da görmüş olduk. Asfaltta uzun yol geldikten sonra çamurdan geçmek insana iyi hissettiriyor.

Çamurdan çıktıktan sonra yukarıya köye çıktık ve yol bizi köyün sol tarafındaki tepeye götürdü. Çimlerin üzerinden motosikletlerimizi sürüp yolun bittiği yerde parkettik.

Bu tarafın manzarası diğer taraftan daha güzeldi. Denize inen kayalıklara karşı biraz dinlendik.

Kıyıköy’de gezilecek bir kaç yer daha olduğunu duymuştuk ama bu kadar yoldan sonra karnımız iyice acıktığı için bir restorana oturup yemek yemek bize çok cazip geldi. Yemekten sonra geldiğimiz yoldan dönmektense Çerkezköy üzerinden gidip otoyol sürüş mesafesini arttırmak istedik. Hazır o tarafa gitmişken, çoğu kişinin bilmediği bozasıyla ünlü Velimeşe’ye de uğradık ve birer bardak boza içtikten sonra İstanbul’a döndük.

Bu güzel turdaki tüm ekip arkadaşlarıma, ama özellikle artçı olarak katıldığı turda cesur bir şekilde cep telefonu ile arkadan bu kadar videoyu çeken Umut’a teşekkür ederim.

Gürkan

Uzun Geziler

En az bir gece yatılan gezilere uzun geziler diyoruz. Aslında 15-20 gün süren uzun turları 2 günlük gezilerle beraber bu kategoriye koymak haksızlık gibi geliyor ama o tip çok uzun turlar fazla sık olmuyorlar. Hem herkesin uygun olması hem de maddi zorluğu açısından çok uzun turların sayıca fazla olmayacağını düşündük. Olursa bir çözüm düşünürüz, şimdilik böyle ayıralım.

Günde  yaklaşık 500 km kadar yol yapılan, kalabalık olmak istenen ama genelde çoğunluk kendini uyduramadığından az sayıda motorlu ile yapılan gezileri bu bölümde anlatacağız. Evden uzağa gidildiği için daha çok tecrübe gerektiren bu geziler hakkında anlatacak daha çok detay olacağını tahmin edebilirsiniz.

Kısa Geziler

Günübirlik gezilere kısa geziler diyoruz. Konaklama olmayan, ortalama 300 kilometre uzağa kadar gidilebilen, akşam da eve dönülen bu gezilerin bizce temel faydası katılımın çok olması. Motosikletle gezmek için bir tam gün ayırmak çoğu motorlu için mümkün.

Bu bölümde motorlu arkadaşlarımızla yapmış olduğumuz kısa gezilerden bahsedeceğiz. İstanbul’da yerleşik olduğumuzdan diğer şehirlerin kısa gezilerini anlatamayız ama olur da siz anlatmak isterseniz bize bir haber gönderin. Neden olmasın?

Honda Güvenli Sürüş 2 Eğitimi

Motosiklet kullanan ya da kullanmak isteyen herkesin ciddi bir eğitim alması gerektiğini düşünüyorum. Honda’nın Şekerpınar tesislerinin bahçesinde verilen bu eğitime ben katılalı iki seneden fazla oldu. Bu yazıyı da o zamanlarda yazmıştım. Geçenlerde ısrarım üzerine iki arkadaşım daha aynı eğitimi aldı, anlaşılan o ki motosikletlerin renginden başka eğitim içeriği değişmemiş, o nedenle eski bir bilgi olmadığını bilmenizi isterim.

Benim katıldığım eğitim, Güvenli Sürüş-2 eğitimi idi. Eğitime kayıt olmak ve diğer eğitimlerle ilgili bilgi almak için Safety-Türkiye’nin web sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. Bu eğitim iki günlük bir eğitimdi ve Honda CBF 150 motosikletlerle verildi.

Cumartesi sabah 9’da Honda’nın Şekerpınar’daki fabrikasında yaklaşık dört bin metrekarelik özel pistin bulunduğu eğitim merkezinde olmak gerekiyor. Aracıyla gelmeyenler için belli merkezlerden servis de kalkıyor.

İki uzman eğitmenin verdiği eğitim önce sınıfta başlıyor. Güvenli Sürüş-2 eğitimi, bir süredir motosiklet kullanan, belli bir tecrübeye sahip kişilere verilen bir eğitim olduğundan, doğru oturuş pozisyonu ve motosiklet fiziksel kontrolleri gibi bir kaç temel konudan bahsedildikten sonra eğitimin içeriği hakkında bilgi veriliyor.

Bu kısa teorik eğitimden sonra motosiklete binme, inme ve düşen motosikleti kaldırma teknikleri bahçede uygulamalı gösteriliyor. Sonrasında herkes güvenlik ekipmanlarınını almak üzere malzeme deposuna gidiyor. Kendi ekipmanı yanında olmayanlara kask, dizlik, (gerekirse) yağmurluk ve eldiven veriyorlar. Ancak eldivenler yün eldiven, varsa kendi eldiveninizi yanınızda getirmeniz tavsiye ederim. Ayrıca herkese üzerinde numara olan bir de yelek veriliyor. Sonra herkes bir motosiklete atlıyor ve ilk turlar başlıyor.

Bir kaç ısınma turundan sonra fren çalışması başlıyor. Pistin başından kalkıp, ikinci viteste biraz hızlandıktan sonra işaret kukasında sert fren yapılıyor ve durunca eğitmenler nerede yanlış yaptığını söylüyorlar. Yeterince motosiklette kaldıktan sonra mola veriliyor. Molada ikram olan çay ve kahvenin yanında küçük sandviçlerden de alabiliyorsunuz.

Mola sırasında eğitmenler kukalarla pistte parkur oluşturuyorlar. Bu andan sonra sabit kalacak olan pist başı slalom hattını aşağıda görebilirsiniz.

6 metre aralıklarla konmuş kukalar arasından slalom ile gidip, sonrasındaki parkurda döne döne dolanıp tekrar pist başına geliniyor ve sıra beklenip tekrar çıkılıyor. Öğle yemeği saati geldiğinde servis ile fabrikanın yemekhanesine götürüyorlar ve fabrika çalışanlarıyla beraber yemek yeniyor. 3 çeşit yemek ve açık büfe salatadan oluşan yemek her iki gün de gayet başarılıydı. Yemek sonrasında tekrar servisle eğitim alanına dönülüyor ve motosikletlere atlanıyor. Parkur tabii ki yine değişmiş oluyor.

Bizim eğitimde ara sıra yağmur yağdığından pist bazen ıslaktı. Sonrasında akşama kadar sürekli değişen parkurda eğitmenlerin düzenli uyarılarıyla iyice tecrübe sahibi olunuyor. Sert ve dar virajlardan, eğitim aldıktan sonra ne kadar çok yatarak dönebildiğine insan kendisi bile şaşıyor. Motosikletlerin yanına eklenmiş genişletilmiş koruma demirlerini yere sürtmek bile mümkün.

İkinci günün sabahında akşam bırakılan parkurda tekrar ısınma turları atılıyor. Sonrasında eğitim sınıfında viraj alma, doğru fren yapma gibi bazı konular teorik olarak anlatılıyor.

İkinci günde eklenen diğer bir eğitim ise denge eğitimi. Aşağıda sağda ve solda gördüğünüz 15 metre uzunluğundaki dar metal çizgiler üzerinde birinci viteste debriyaj kavrama noktasındayken en az 20 saniye düşmeden ve çizgiden çıkmadan durmanız isteniyor. Hiç kolay değil ve 20 saniye de bitmek bilmiyor.

Bu geçiş gösterildikten sonra parkurun sonuna denge geçişi de ekleniyor ve parkuru bitiren herkes bu çizgilerden geçerek pist başına gelmeye başlıyor. Arada süre tutulduğu da oluyor ama tüyo vermek istemiyorum.

Bu kısımdan sonra yere konulan metal merdivenler üzerinden ayakta geçiş parkura ekleniyor. Bozuk zeminlerde motosiklet kullanmak hakkında ciddi bilgi ve tecrübe kazanılıyor.

Sonrasında pistin baş tarafındaki rampa üzerinde eğitmenler tarafından rampada duruş ve kalkış teknikleri anlatılıyor ve tabii ki parkura rampa duruş kalkışı da eklenerek turlanmaya devam ediliyor. Bu sırada artık iki günün verdiği tecrübeyle pistte dönüş hızları iyice artmış oluyor. Eğitimin başında motoru yatırmaya korkarken sonuna doğru yatarken ayağınızı bile yere sürtebiliyorsunuz.

İki günde küçücük pistte, sadece ikinci viteste toplam yaklaşık 70 km yol yapılan bu eğitim gerçekten çok faydalı. Bildiğiniz şeyler gibi gelse de, böyle kontrollü bir ortamda korkmadan motosikleti yatıra kaldıra tur atmak insana hem güven veriyor hem de limitleri anlamanızı sağlıyor.

Bu eğitimden sonra Güvenli Sürüş-3 eğitimine gelmek için 5-10,000 km yol yapmanız isteniyor. 3. eğitimin NC750 ile yapıldığını hatırlatmak lazım, zaten eğitim sonunda NC750 ile yapılan test sürüşünde bu motosikletlerle eğitim almak için gerçekten ciddi tecrübeye sahip olmak gerektiği anlaşılıyor.

Bu eğitimlere kayıtların özellikle yaz aylarında çok dolu olduğunu, bir sonraki ay eğitimlerinin kayıtlarının her ayın 15’inde öğlen 12’de açıldığını, kayıt olabilmek için bu saatlerde bilgisayarın başında beklemek gerektiğini de öğrendik, size de söylemiş olalım.

Motosiklet kullanan herkese kazasız sürüşler dilerim.

Gürkan

Sürüş Eğitimi

Sürüş eğitimi yolda olabileceği gibi özel pistlerde de alınabilir. Ülkemizde genelde motosiklet üreticisi firmalar tarafından desteklenen bu eğitimlerin sürüş güvenliğine faydaları tartışmasızdır.

Bu bölümde kendi katıldığımız eğitimlerle ilgili bilgilendirmeler bulunacak. İleride küçük bilgiler içeren pratik notlarla zenginleştirmek niyetindeyiz ancak zaman alacaktır. Siz yine de özel bir sorunuz varsa yorum yapmaktan çekinmeyin lütfen.

Yazılar ve Geziler

Bildiklerimizi ve gördüklerimizi paylaşmak için yazılar yazacağız ve bu bölümde paylaşacağız. Sayısı çoğaldıkça gruplarız, erişim daha kolay olur.

Diğer yandan gezmedikten sonra neden motosiklete binelim ki? Gezilerimizi de burada paylaşacağız. Geziler gidilen mesafeye ve geçirilen süreye göre farklı özelliklere sahip olduğundan süreye göre ayırmaya karar verdik.

Kısa geziler ve uzun geziler olarak ikiye ayırdığımız gezilerimizi ilgili başlıklarda bulabilirsiniz. Genelde gezmekten fotoğraf çekmeye ve sonra yazı yazmaya zaman ayırmak zor oluyor ama elimizden geldikçe bu bölümü geliştirmek niyetindeyiz. Umarız faydalı bilgiler edinebilirsiniz.

Motosiklet Güvenliği

İlk kez bir motosiklet sürmeyi hayal ediyorsunuz. Bunun için gerekli eğitimlerden geçtiniz, sınavı kazandınız ve artık yola çıkmaya hazırsınız. Motosikletinizi sürmeden evvel yapmanız gereken en önemli husus doğru koruma ekipmanlarına sahip olmanızdır. Maalesef ülkemizde ekipmanların bizi ne kadar koruduğu değil ne kadar havalı olduğu önem taşır. Oysa ki başımıza tam uymayan gevşek veya çok sıkı kask, gösterişli fakat belimizi, omzumuzu, dirseklerimizi yeterince korumayan mont kaza anında en büyük sorunumuz olacaktır. Lütfen unutmayın ve aklınızdan hiç çıkarmayın ki, düşmemiş motorlu yoktur henüz düşmemiş motorlu vardır. Düşeceğiz, motosiklet sürüyorsak kaçınılmaz bir şekilde bu tip deneyimleri yaşayacağız. Önemli olan düştükten sonra sağ salim bir şekilde ayağa kalkmak. Bunu yapabilmenin tek yolu da bedenimize uygun doğru standartlarda ekipman kullanmaktır.

Motosiklet güvenliği ilk ve en önce doğru ekipman ile sağlanır. Bu nedenle ekipmanlara özel bir bölüm ayırdık. Motosikletin marşına basmadan önce güvenli bir şekilde donanmış olmamız gerekir. Tümü olmasa da temel güvenlik ekipmanları şunlardır;

  • Kask
  • Korumalı mont
  • Korumalı eldiven
  • Korumalı pantolon
  • Dizlik
  • Korumalı bot

Bunların üzerine bir de mevsime göre kullanmanızda fayda olan yardımcı ekipmanlardan bahsedebiliriz. Bunların da bazıları şunlardır;

  • Yağmurluk mont
  • Pantolon yağmurluk
  • Balaklava ya da muf (boyunluk)
  • Bot yağmurluğu

Tüm bu ekipmanlarla ilgili gerek kendi kullandıklarımız, gerekse arkadaşlarımızın kullandıkları hakkında, mümkün oldukça da yeni çıkan ürünler hakkında bilgi vermek için bu bölümü kullanacağız. Yavaş yavaş gelişerek faydalı bir kaynak olmasını umuyoruz.

Trafik kazaları

Çoğu motosiklet sürücüsü ortalama bir sürücüden daha güvenli ve becerikli olduğunu düşünür ama bu genelde doğru değildir. Motosiklet trafik kazalarının %90’ı insan hatası sebebiyle gerçekleşir. Kaza sadece kötü şans yüzünden değil, güvensiz sürüş uygulamaları nedeniyle olur. Sürüş güvenliği ekstra bir özellik olarak görülmemeli, sürüş yönteminizin içine işlemelidir.

Trafik kazaları kazayla gerçekleşen ölümlerin neredeyse yarısına eşittir ve neredeyse tek başına 30 yaş altındaki yetişkin ölümlerinin en büyük sebebidir.

Sizin kaza geçirme ihtimaliniz

Ortalama bir otomobil sürücüsü yılda 15,000 km yol yapar ve bu süreçte %15 kaza yapma ihtimali vardır. Otomobil sürücülerine göre motosiklet sürücülerinin riski ise çok daha yüksektir. Şöyle ki;

  • bir kazada ölme veya ciddi yaralanma ihtimalleri 35 kattan fazladır,
  • yaralanmalı bir kazaya karışma ihtimalleri 8 kat fazladır,
  • kendilerinin yaralanma ihtimalleri 20 kat fazladır.

Ortalamadan daha fazla kaza yapma ihtimali olan sürücüler ise;

  • ortalamadan daha çok araç sürenler,
  • genç sürücüler, özellikle erkekler,
  • deneyimsiz sürücülerdir.

Kimin bir motosiklet kazasına karışması daha olasıdır?

İstatistikler açıkca ve ısrarla gösteriyor ki, genç, deneyimsiz ve erkek sürücülerin motosiklet kazasına karışma olasılığı daha yüksektir;

  • yaralanmalı kazaların %93’üne karışanlar erkeklerdir,
  • aynı deneyime sahip olan 20 yaşındaki sürücülerle 30 yaşındaki sürücüler kıyaslandığında 20 yaşındakiler üç kat daha yüksek kaza riskine sahiptirler,
  • aynı yaştaki sürücüler kıyaslandığında, bir yıllık sürücüler altı yıllık sürücülerden üç kat daha fazla kaza riskine sahiptirler,
  • 18 yaşında motosiklet sürmeye başlayan birisi, 35 yaşına kadar ortalama sekizden fazla kaza geçirir.

En olası kaza tipleri nelerdir?

İstatistiklere göre kazaların;

  • dörtte üçü şehir içinde gerçekleşmekte,
  • ölümlü kazaları yarısından biraz fazlası şehir dışında gerçekleşmekte,
  • kazaların %15’i sollama sırasında gerçekleşmekte,
  • %12’si virajlarda gerçekleşmekte,
  • yağışlı havalarda olan kazaların %30’u kayma sebebiyle olmaktadır.