Feher Klimalı Kask

Feher markası, ACH-1 modeliyle dünyanın ilk ve tek klimalı motosiklet kaskını ürettiğini söylüyor.  Bu marka bize pek tanıdık değil. Bunun sebebi aslında firmanın ana iş kolunun otomobillerde deri koltukları soğutan termoelektrik ekipmanları üretiyor olması. Rolls-Royce, Ferrari, Bentley, Infiniti ve Lexus gibi araçlarda da kullanılan bu teknolojinin motosiklet kaskına uygulanmış hali bizim kasklarımızı da bir gün değiştirebilir.

Firmanın sahibi olan Steve Feher de gençliğinden beri motosiklet kullanan bir motorlu. Sıcak ve nemli havalarda motosiklet kullanmanın dertlerini iyi bilen Feher, koltuk soğutmadaki teknolojisini kaska uygulamanın bir yolunu bulmak için yıllarca araştırma yaptıktan sonra lider bir kask üreticisiyle birlikte klimalı kaskı üretmeye başlamış.

Şimdilik sadece Amerika’da satışa sunulmuş olan kask kafanın kritik bölgelerini soğutmaya odaklanarak tasarlanmış. Kaskın arkasına yerleştirilmiş olan soğutucu ekipman arkadan emdiği havayı soğutarak kaskın içindeki özel kanallar sayesinde ön yüze kadar iletiyor.

Klima etkisinin en iyi şekilde hissedilmesi için kaskın ön tarafında bir havalandırma girişi bulunmuyor. Kask içindeki klima etkisi ise otomobillerdeki gibi bir soğuk kafes etkisi yaratmaktansa kafanın etrafındaki sıcaklığı azaltarak bir serinlik vermesiyle hissediliyor. Kafa serinde olunca vücut da daha az yoruluyor ve sıcak havalarda daha konforlu bir sürüş sağlanıyor.

Firma tarafından kaskın içinde dış ortam sıcaklığına göre 10-15 fahrenhayt arasında bir serinlik sağladığı belirtiliyor. Bu ise bizim ölçü birimlerimize göre 6 ile 8 santigrat dereceye denk geliyor. Soğutma ünitesi havayı sadece soğutmuyor, aynı zamanda nemi de alıyor. Bu nedenle soğuk günlerde buğuyu engellemek için de faydalı olabilecektir. Bu ünite oldukça büyük görünüyor ancak çok ağır değil. Kaskın toplam ağırlığı 1,450 gram ki bu ağırlık bir motosiklet kaskı için oldukça hafif.

Kaskı bu kadar hafif tutmak için üreticiler kaskın içine bir pil yerleştirmemişler ve motosikletin aküsünden enerji alma yoluna gitmişler. Aküye direk bağlanan bir güç kablosu kask ile birlikte geliyor. Modern motorlarda aküye elektrikli alet bağlamak biraz zordur ama tahminimizce bunun için gerekli açıklamalar da beraberinde geliyordur. Kasktan da bu sisteme bağlanan bir spiralli kablo ile ekipman çalışır hale geliyor.

Feher’in sitesinde sıkça sorulan sorularda çakmak bağlantısından da opsiyonel bir adaptörle enerji alınabileceği belirtiliyor ama nedendir bilinmez spiral kablonun üstündeki anahtarın fan(I) ve klima(II) modlarının çalıştığından emin olun diye bir not düşmüşler. Hatta aküden bağımsız çalışması için bir pil ünitesi bile tavsiye etmişler.

Başta da söylediğimiz gibi kask şimdilik sadece Amerika’da satışta ve bu yazı yazılırken 549 $ fiyatı bulunuyor. Üç farklı siyah, inci beyazı ve gümüş olmak üzere 5 rengi mevcut.

Bu kaskın zamanla yaygınlaşması durumunda bizim de şurada bahsettiğimiz kask tiplerine klimalı kask diye yeni bir tip eklemesi yapmamız gerekebilir. Son olarak Feher’in bu kask için hazırladığı videoyu da paylaşalım.

Gürkan

Kaynak: Feher Helmets

Motosikletle Dedeağaç ve Nessebar

Motorla uzun gezilere çıkmak herkesin işini ve ailesini ayarlamasını gerektiren ve bu nedenle çok sık yapılamayan özel durumlar sayılabilir. Aylar öncesinden planlanması daha uygun gibi görünse de hızlı karar verilen turların keyfi de başkadır. Temmuz ayı başında cuma akşamı çıkıp pazar akşamı dönsek diye niyetlendiğimiz ve çok keyif aldığımız Dedeağaç ve Nessebar’a gidip geldiğimiz gezimizi anlatalım. Rotamızın özetini aşağıdaki haritada görebilirsiniz.

Bu geziye üç motosiklet ve dört kişi çıktık. Alparslan ve artçısı oğlu Bilge Kaan BMW R1200GS ile, Alper BMW C650 ile, ben de Triumph Tiger 800 ile gittik. Alparslan’ın 11 yaşındaki oğlunu da getirmiş olması motorla gezmenin çok tehlikeli olduğuna inanan bazılarına inanılmaz gelebilir ancak göreceğiniz gibi efendi efendi yol yapınca motorla gezmenin arabayla gezmekten çok farkı yok. Motorlarımızın güzel bir fotoğrafını da aşağıda paylaşalım.

Gezimizin ilk ayağı İstanbul’dan çıkıp Yunanistan’ın Dedeağaç (Yunanca Alexandroupolis) iline varmaktı. Bu mesafe yaklaşık 280 km ve 3-4 saatte rahatça gidilebileceği için cuma akşam üzeri 5 gibi yola çıktık. Biraz yol aldıktan sonra Malkara civarında bir benzinlikte çay içmeye durduk. Motorla yol alırken sık sık durup biraz hareket ederek kaslarınızı çalıştırmanız çok faydalı. Yola çıkıp da saatlerce motor kullanmak iyi bir motorlunun yapacağı bir davranış değil.

Moladan sonra güneş batmaya yakınken İpsala sınır kapısına vardık. Motosiklet ile yurtdışına çıkmak için gereken evraklar, araç sahipliği gibi konular biraz detaylı olduğundan, burada kalabalık yapmasın diye dileyen şuradaki yazımızdan okuyabilir. Gümrük sahasına girerken plakamızı yazdırdıktan sonra hemen sağdaki Turing ofisinden yeşil sigortalarımızı yaptırdık.

Burada yeşil sigorta yaptırınca montunuzun üstüne giyebileceğiniz fosforlu bir yelek de veriyorlar. Şuradaki yazımızda da bahsettiğimiz gibi motosiklet kullanırken görünür olmak çok önemli, o yüzden özellikle uzun yola çıkarken yanınızda böyle bir ekipman yoksa bile Turing’in vermesi biz motorlular için çok iyi bir hizmet. Hava hala aydınlıkken motorlarımızın bir fotoğrafını da çekiverdik tabii.

Sigortaları da yaptıktan sonra pasaport kontrolüne geçtik. Cuma akşamı olduğu halde sınır oldukça sakindi. Motorlardan inip soldaki ofisten pul aldık, sonra pasaport işlemlerini yaptırdık. Aşağıdaki fotoğrafta kalabalık gibi çıkmış ama o kişiler sağdaki otobüsten inen yayalardı, sınırda bekleyen araç neredeyse hiç yoktu.

Bu noktada diğer sınır geçişlerimizden edindiğimiz bir tecrübeyi de paylaşalım. Sınır geçişlerinde uzun araç kuyruklarıyla karşılaştığınızda motorunuzla yol kenarından acele etmeden sakin sakin ilerleyip kapının önünde park ederek pasaporta yürüyerek gitmeniz araç sürücülerinin size anlayışla yaklaşmasını sağlayacaktır. Önlerine geçip de araya motorla girmenizdense bu şekilde izin alarak geçmeniz her zaman daha yapıcı olacaktır. Unutmayın ki hepimiz motorluları temsil ediyoruz. Kötü araba kullanan bir kişi için tüm arabalılar sorumlu tutulmazken kötü davranan motorlular diğer tüm motorlular hakkında da kötü fikirler oluşmasına rahatlıkla yol açabilir. Pasaport sonrasında gümrük araç çıkış kaydını da yaparak yurttan çıkmış olduk.

Buradan sonra Yunanistan sınırını işaretleyen Meriç nehri köprüsünden geçerek Yunanistan’ın Kipi sınır kapısına vardık. Bizim tarafa göre burası daha basit bir yapıda ancak işlemlemlerinizi tek noktadan hızlıca tamamlayabiliyorsunuz.

Haliyle burası da oldukça sakindi. Bu sakinliğin verdiği rahatlıkla motorlarımızdan inip rahat rahat evraklarımızı vererek girişlerimizi yaptık. Hatta bu sırada burada fotoğraf çekmenin yasak olduğunu unutmuşuz, aşağıda gördüğünüz gibi arkadaki görevli bana fotoğraf çekmemem için uyarıda bulundu.

Yunanistan’a girdikten sonra kenara çekip ekipmanlarımızı tekrar giyindik. Sınır geçişleri uzun sürebildiği için ve iki kez evrak verilmesi gerektiği için genelde eldivenleri, dizlikleri, hatta hava sıcakken montu da çıkarıp çantalara koyarak rahatça ilerlemek daha akıllıca oluyor.

Sınırdan çıktığımızda artık hava iyice kararmıştı. Buradan Dedeağaç 60 km uzakta ve yol da hızlı bir otoyol, bu nedenle rahatça otelimize vardık. Yunanistan’da güvenlik derdi olmadığından motorları sokağa bıraktık, ancak Bulgaristan’da kapalı otoparkı olan bir otel tercih ettik. Dedeağaç’taki otelimiz Apartment Hotel Athina idi. Eski bir oteldi ama sahil yoluna çok yakındı ve bir gece konaklamak için oldukça uygundu. Otele yerleştikten sonra sahile inip güzelce karnımızı doyurduk ve biraz dolaştık.

Motorla gezmenin en keyifli yanlarından biri akşam otelinize vardıktan sonra güzel bir yemek yemek ve bu sırada yolda yaşadıklarınızdan bahsetmek. En kısa mesafede bile anlatacak çok şey olduğundan emin olabilirsiniz. Aynı zamanda otele erken dönüp güzelce dinlenmek de sonraki gün güvenli bir sürüş yapmak için oldukça önemli. Sabah otelden çıkıp daha uzun bir yol için hazırlıklarımızı tamamladık.

İkinci günümüzdeki planımız Ege Denizi’nden Karadeniz’e kadar çıkmaktı. Bunun için Dedeağaç’tan çıkıp Gümülcine’ye (Yunanca Komotini) gelmeden yukarıya çıkıp Makaza Sınır Kapısı üzerinden Bulgaristan’a geçmek ve Hasköy’den (Bulgarca Haskovo) geçtikten sonra Burgas civarında konaklamaktı. Makaza Sınır Kapısı’na giden yol dağların üstünden geçiyor ve birçok tünel var. Bu yolda sürerken Alper’in çektiği kısa bir videoyu aşağıda izleyebilirsiniz.

Bu güzel yoldan sonra sınır kapısına vardık. Yunanistan ve Bulgaristan her ikisi de Schengen bölgesinde olduğundan vize derdiniz yok ancak yine de pasaport ve gümrük işlemlerini yaptırmak zorundasınız. Bir kulübe içinde yan yana Yunan ve Bulgar polislerine evraklarınızı sırayla verip işlemleri tamamlıyorsunuz.

Cumartesi sabahı erkenden geçtiğimiz için sınır yine sakindi. Oldukça hızlı ve rahat bir geçiş oldu. Ancak karşı taraftan Yunan sahillerine hafta sonu için gelenler çok uzun bir kuyruk bekliyorlardı.

Burada tekrar ekipmanlarımızı giyip yola çıktık ama bir müddet gittikten sonra yol kenarındaki bir çeşmede durarak biraz nefes aldık. Daha önce söylediğimiz gibi motorla gezerken sık sık durmak güvenli sürüş için çok önemli.

Bu dağlık yollardan düze indiğimizde Hasköy’e varmıştık ve karnımız acıkmıştı. Şehir içinde bulduğumuz güzel bir restorana giderek uzun bir öğle yemeği yedik. Bu esnada güneşin de en sıcak saatlerini atlatmış olduk. Hasköy büyükçe bir şehir ve oldukça yeşil. Bu şehirde çok fazla Türk de yaşıyor.

Hasköy’den çıktıktan sonra Burgas’a giden ana yolu değil arka yolları tercih ettik. Bunun için Topolovgrad üzerinden giden yola girdik. Oldukça rahat ve bir miktar virajlı bir yoldu.

Yol üzerinde dinlenmek için tabii ki sıkça mola verdik. Motorla gitmek zevkli ama arada duraklamalar da ayrı zevkli, hele temmuz sıcağında bir gölge de bulduysanız…

Bu gibi yerlerde bazen de hatıra fotoğrafı çekmek için durduk. Geçtiğimiz yolların tabelalarında fırsat buldukça fotoğraf çekmeyi severiz, en çok da Alper sever.

Arada geçtiğimiz köylerde motorluları gören çocukların ilgisine de maruz kaldığımız oldu. Bu durum neredeyse her yerde böyle. Bir kente kalabalık bir motorlu ekibi girdiğinde hemen kafalar döner ve durursanız bazı meraklılar yanınıza gelir, sohbet eder. Motosikletin en büyük farkı bu olsa gerek.

Burgas’a doğru yaklaştıkça yol daha da güzel hale geliyor. Asfalt düzeliyor ve yol hızlanıyor. Diğer yandan virajlar da daha keyifli oluyor. Biz de tabi sık sık mola veriyoruz. Yeşillikler içinden geçtiğimiz bu yolların güzelliği unutulur gibi değil.

Tam böyle bir moladan kalkmışken karşı taraftan gelen bir polis arabası bizi durdurdu. Bulgar polisi ile ilgili birçok kötü hikaye duymuş olduğumuzdan biraz huzursuz olduk ama haksız çıktık. Meğerse sınır polisiymiş ve bu bölge Türkiye sınırına çok yakın olduğundan sınırdan kaçak geçenleri yakalamak için devriye halindelermiş. Hatta aralarından birisi de motorluymuş, bizim motorları çok beğendi. Biraz sohbet ettikten sonra vedalaştık ve ayrıldık. Fotoğraf çekmeyi de unutmadık elbette.

Bu güzel yolların sonunda Burgas’a vardık. Konaklamak için Burgas havaalanına yakın bir bölge olan Pomorie köyünü seçmiştik. 400 km. yol yaptıktan sonra Karadeniz kıyısına vardığımızda zafer pozumuzu da verdik.

Burada kapalı otoparkı olan ve geniş odaları bulunan Diamond Beach Apartments adlı tesiste rezervasyon yapmıştık. Bulgaristan’da sokakta araba bile bırakmak pek tekin değilken motosikletleri yola bırakmak hiç iyi bir fikir değil, o nedenle siz de giderseniz kapalı ya da güvenlikli otoparkı olan bir yer seçmenizi öneririz. Geldiğimizde saat çok geç olmadığından bir de havuz sefası yaptık, sonuçta bu tesisten çok memnun kaldık. Akşam yemeği için yakındaki Sunny Beach’e gidip geri döndük. Nessebar ve Sunny Beach bölgesi uzun uzun anlatılması gereken Bulgaristan’ın turistik bir bölgesi. Burayla ilgili bir yazımızı şuradan okuyabilirsiniz, burada fazla detay verip konuyu uzatmayacağız. Sabah otelimizden ayrılıp kahvaltı için Nessebar’a gittik. Aşağıda girişte çektiğimiz kısa bir video var.

Burada şehrin surlarının dibine motorlarımızı parkedip kentini içine yürüdük. Küçük bir ada ve orta kısmında bolca kafe ve restoran bulunuyor.

Kahvaltı yapacak güzel bir yer bulup oturduk. Yine yol sohbetleri yaparak geçen güzel bir sürenin ardından biraz Nessebar’ın içini de dolaşıp motorlarımıza döndük.

Buradan çıkınca sahil yolunu takip ederek Burgas’a doğru yol aldık. Bu yol oldukça kalabalık bir yol. Yol üzerinde Alper yine kısa bir video da çekti.

Burgas’dan Dereköy sınır kapısına giden yol ise ayrı bir güzel ama maalesef orada video çekemedik. Hatta durup fotoğraf da çekemedik çünkü gerçekten yolculuğumuzun en keyifli virajları bu yoldaydı. Orası da gidenlere sürpriz olarak kalsın. 110 km sonra Malko Tarnovo sınır kapısına vardık.

Sınırdan yine hızlıca geçerek Dereköy sınır kapısına doğru hareket ettik. Bu sınır kapısı zaten genelde oldukça sakin oluyor.

Türkiye tarafında da hızlıca işlemleri tamamladıktan sonra Kırklareli’ne doğru hareket ettik. Bu taraftaki yol da Kırklareli’ne kadar oldukça keyifli. Aşağıdaki videoda bir kısmını görebilirsiniz.

Sınırdan geçtikten sonra İstanbul’a TEM’den basıp gitmenin hiç keyfi olmayacağından arka yollardan gidelim dedik ve buraların en güzel köftesini yiyebileceğimiz Ahmetbey’e gitmeye karar verdik. Pınarhisar üzerinden toplamda 90 km kadar yol alarak Ahmetbey’e vardık, hatta bu tarafın yollarının da Bulgar’dan aşağı kalır yanı olmadığını söylemiş olalım. Alper yine bir video çekivermiş elbette.

Burada güzel bir öğle yemeği yedikten sonra yine otoyola çıkmadan çok keyifli olan ve daha önce şu yazımızda anlattığımız Saray ve Danamandıra üzerinden Göktürk’e ve sonrasında TEM’e bağlanarak evlerimize vardık. Seyahatin sonunda bir özet niyetine aşağıdaki görseli hazırlamıştım, onu da son olarak paylaşayım.

Yazının başında söylediğim gibi, hızlıca karar verilen ve kısa sürse de iki ülkeden geçen bu turdan çok keyif aldık. Yakına gitmek isteyenlere tavsiye ederiz. Son olarak, geziden sonra hem kendi videolarından hem de Alper’in videolarından şahane bir kolaj hazırlayan sevgili Bilge Kaan’ın aşağıdaki videosunu da paylaşalım. Anlattığımız yerleri sırasıyla bu videoda görebilirsiniz.

Gürkan, Temmuz 2016

Kapıyı Ters Elle Açmak – Dutch Reach

Biz motorluların ve benzer şartlarda yol alan bisikletlilerin hep korktuğu bir durum, sıkışık trafikte duran bir aracın kapısının aniden açılmasıdır. Genelde çarpan taraf için ciddi yaralanma riski içerdiğinden bu konu araba sürücüleri tarafından pek dikkate alınmaz.

Oysa ki kapıyı açarken dikkat etmemek bazı durumlarda otomobile de ciddi zarar verebilir. Tramvay yolu kenarına park etmiş olan aşağıdaki araçta olduğu gibi.

Aynı şekilde genelde yoğun trafiği olan otobüs veya minibüs geçen yollara park eden araçlar da buna benzer sonuçlarla karşılaşabilirler.

Bu durum için en çok bisiklet kullanılan ülkelerden Hollanda’da çok iyi çalışan bir çözüm bulunmuş ve adına da Dutch Reach denmiş.  Temelde araçtan inerken kafanızı çevirip gelen bisikletlere bakmanız esasına dayanan bir yöntem.

İster sürücü olun ister yolcu, kapıyı açarken ters elinizi kullanmanızı söyleyen bu yöntemde mecburen yan döndüğünüz için hem aynaya daha iyi bakıyorsunuz hem de kapıyı araladığınızda arkayı çok rahat görüyorsunuz.

Bu yöntemi Hollandalılar keşfetmiş ancak tüm dünya benimsemiş. Aşağıda Massachusetts ulaşım başkanlığı tarafından hazırlanmış ve sistemin nasıl kullanılacağını anlatan güzel bir video var. Haliyle video İngilizce ancak mesele rahatça anlaşılıyor.

Konu motosiklet olduğunda her şey daha hızlı geliştiğinden mesele daha ciddi hale geliyor. Biz motorlular bu durumdan çok korktuğumuz için sürekli tetikteyiz ancak araç sürücülerinin de dikkat etmesi hepimiz için daha güvenli olacaktır. Aşağıdaki gibi bir sahne bizler için çok tehlikeli. Kapının sol el ile açıldığına dikkat edin.

Oysa ki sürücü kapıyı ters el ile açmaya alışmış olsa bizim için hikaye değişecek.

Bu durumda vücut sola doğru dönme ihtiyacında kalacak ve ilk anda gözler aynaya doğru dönmüş olacak. Arkadan gelen motor aynada görülmese de kapıyı iterken kafayı arkaya çevirmek daha da kolaylaşacak.

Bu durumda artık arkadan geleni görmemek mümkün değil. Hem araç için hem de motorlu için artık her şey daha güvenli. Farkeden sadece iki saniye.

Sizler de bu yöntemi kullanarak hepimiz için daha güvenli bir sürüş sağlayabilirsiniz. Bir anlık dalgınlık herkese zarar verir. O nedenle bu yöntemi alışkanlık haline getirmekte fayda var. Bunun için aracınızın kapı açma koluna küçük bir işaret bağlayabilirsiniz belki.

Gürkan

Kaynak: Dutch Reach

Yeni beceriler öğrenmek

Güvenli sürüş uygun tutumlara ve tehlike algılama ve araç kontrolüne uygun becerilerle mümkündür. Becerilerin nasıl öğrenildiği ve eğitimin bu süreçte nasıl faydalı olduğunu anlamanız becerilerinizi geliştirmenizi kolaylaştıracaktır. Herhangi bir beceri üç ana maddeye bağlıdır:

  • alakalı bilginin hızlı ve doğru algılanması
  • uygun tepkinin hızlıca seçilmesi
  • seçilen tepkinin doğru şekilde uygulanması.

Tutum, daha önce gördüğümüz gibi ilgili olanın süzülmesi ve uygun olanın seçilmesinde önemlidir. Becerinin diğer özellikleri olan hız ve doğruluk ise tekrara ve geri bildirime dayalıdır.

Tekrar ve geri bildirim

Beceri gelişiminin iki temel bileşeni pratik yapmak ve geri bildirimdir. Geri bilirim ne kadar iyiyse öğrenme o kadar iyi olur.motosiklet kullanmak gibi karmaık beceriler daha küçük becerilerden oluşur. Öğrenmemizin ilk adımlarında her beceriden geri bildirim alırız ancak zamanla değişik beceriler bir araya gelip birlikte hareket etmeye başladıkça hareketlerimizi daha az fark ederiz. Bu durumun iki sonucu olur. İlki, her kararımızda daha büyük bir beceriler topluluğunu tetiklediğimizden karar sayımız azalır. İkinci olarak ise hareketlerimiz daha akıcı ve telaşsız olur.

Motosikletin temel kontrollerinde iyice ustalaştığınızda ilginizin çoğunu yola ve trafik şartlarına verebilirsiniz. Bu şekilde tehlikelere ve iyi sürüşün ana olgularına karşı algınız ve tepkileriniz gelişir. Sürüş performansınız bitmeyecek zamanınız varmışçasına daha sakin ve verimli olur.

Buradaki konular arasında sürüşünüzü geliştirmek için tasarlanmış bir çok yöntem bulacaksınız. Bu yöntemler başta çok ilgilenmenizi ve düşünmenizi gerektirecekler ancak siz alıştıkça otomatik ve doğal hale gelecekler. Motosiklet sürüşünde ustalaşmak ehliyet sınavını geçerken yaşadığınız sürecin tekrarı gibidir. İlk başlarda vites değiştirmek veya dönüş yapmak tüm dikkatinizi vermenizi gerektirirken tekrar ettikçe bu tip beceriler otomatik hale gelir ve ilginizi yolu okumaya verebilirsiniz.

Sürüşü mekanik bir aktivite olarak düşünürseniz bu durumun bir de olumsuz tarafı vardır. Bir yöntemi öğrenilince performans sabitlenir ve değişen şartlara tepki verilmeyebilir. Deneyimlerimizden öğrenmeye direnç konusunda bahsettiğimiz gibi eski sorunlara yeni yaklaşımlar göstermek gerektiğine dikkat etmeliyiz.

Eğitim

Temel ve gelişmiş sürüş eğitimleri öğrenmenizi hızlandırabilir, bu şekilde hiç elde edemeyeceğiniz beceriler edinebilirsiniz. Eğitim sayesinde değişik trafik şartlarındaki farklı tehlikeli durumları bol tekrarla tespit ederek risk algınızı geliştirirsiniz. Ancak kendinizi geliştirirken aktif olmanız çok önemlidir. Hepimiz farklı öğreniriz ve hangi yöntemin size uyduğunu ancak siz tespit edebilirsiniz. Verimli bir eğitim için tekrar ile dersler arasındaki dengeyi iyi kurmalısınız. Dersler bir beceriye nasıl bakmanız gerektiğini anlatırken tekrarlamak o becerinin otomatik hale gelmesini ve ihtiyacınız olan her an hazır olmasını sağlar.

Eğitim sonrası aşırı güven

Sürücüler eğitim sonrasında yeni becerilerini abartırlarsa ciddi zorluklarla karşılaşabilirler. Başarılı bir eğitim sonrası sürüş becerileriniz ve kendinize güveniniz dengede olmalıdır. Öğrendiğiniz yöntemleri tecrübe ettikçe gerçek sürüş becerilerinizle sahip olduğunuzu sandıklarınız arasında farkların belirmesi olasıdır. Aşırı güveninizin sizi üstesinden gelemeyeceğiniz bir duruma sürüklemesi ve bu durumun kazayla sonuçlanması tehlikesi belirir. Bu durumun yeni beceriler öğrendiğiniz her seferde oluşabileceğini hatırlayın. Sürüşünüzü çok dikkatle gözleyin ve kendi sınırlarınızda sürün.

Bundan sonraki konularda güvenliğinizi arttıracak ve kaza yapma ihtimalinizi azaltacak motosiklet kontrol teknikleri anlatılacak ancak bu başarı sadece sizin olumlu tutumunuz, konsantrasyonunuz ve hepsinden önemlisi kendinizi bilmenizle mümkün olabilir.

Defansif sürüş

Motosiklet sürücüleri aşırı derecede korunmasızlardır. Otomobil sürücülerinin aksine etraflarında koruyucu bir kabuk yoktur. Dengeleri yüksek oranda yolun yüzey kalitesine bağlıdır ve görünür değillerdir. Tüm bu olumsuzluklarla beraber görüş, pozisyon alma ve ivmelenmede avantajlı durumdalardır. Dolayısıyla sürüşlerini mümkün olduğunca defansif yapmaları gerekir.

Görünür olmak

Gündüz saatlerinde kaza yapan otomobil sürücülerinin üçte biri motorluyu kazadan önce görmediğini söyler. Geceleri ise bu oran yarıdan fazladır. Motorlunun karşıdan görünüşü oldukça küçüktür ve bu yüzden hangi hızda geldiğini anlamak zordur. Yoğun durumlarda motoru ve sürücüyü arka plandan ayırdetmek zordur ve daha önce bahsettiğimiz gibi araba sürenlerin motorluları görmemek gibi bir kör noktaları vardır. Geceleri durum daha da tehlikelidir çünkü hem tek far genelde dikkat çekmeyecek kadar güçsüzdür ve diğer farların arasında kaybolabilir, hem de hız ve mesafeni tayin edilmesi daha da güçtür.

Görünür olmak için her şeyi denemelisiniz;

  • floresan renkli ve yansıtıcı işaretlere sahip ceket ya da üst giyerek
  • gündüz de farları yakarak
  • parlak farlar veya sis farları kullanarak

Eğer motorunuzda gündüz farı varsa mutlaka kullanın. Yoksa kısa farlarla sürün. Sürüşünüzü planlarken görünür olmaya dikkat edin ve arka plandan ayırdedilecek şekilde giyinin. Bunun her an değişebileceğini de unutmayın, siyah asfalt üzerinde beyaz bir sürücü dikkat çekicidir ancak arkanızda beyaz bir kamyon bulunuyorsa iş değişecektir. Görünür olduğunuz için güvende olduğunuzu da düşünmeyin ve her zaman güvenli olmanızın gözleminizin ve planlamanızın kalitesine bağlı olduğunu unutmayın.

Kazaların dörtte üçü otomobil sürücülerinin kavşakta motorluyu görmemesinden olur. Duran ya da yaklaşan bir araç olan kavşaklara çok dikkatle yaklaşın. Dİğer sürücünün sizi gördüğünden emin olana kadar yavaşlayın ve ileride anlatacağımız gözlem ve pozisyon alma konularına dikkat edin.

Kıyafet

Kıyafet bir kaza anında sürücünün sahip olduğu ana korumadır. Kaskınız çok iyi durumda olmalıdır çünkü en ufak hasar dayanımını ciddi miktarda azaltacaktır. Doğru takılmış olmalıdır, iç destekler ve çene bağlantısı kafaya takıldıktan sonra hareket etmeyecek şekilde ayarlanmış olmalıdır.

Kıyafetler esnek, sürtünmeye dayanıklı, belli bir seviyede destekleyen ve dirsek, diz ve omuz gibi kilit noktalarda ilave destekleri bulunan yapıda olmalıdır. Deri genelde en uygun malzeme olarak bilinir. Botlar ayakla beraber bilek ve alt bacağı da korumalı, eldivenler de elleri korumalıdır. Yansıtıcı şeritleri olan floresan renkli kıyafetler görünmenizi kolaylaştırır.

Motorun gürültüsü kısa dönemde yorgunluğa, uzun dönemde de duyma bozukluğuna yol açar. Kulak tıkacı kullanarak bu tehlikelerden sakınabilirsiniz.

Defansif sürüş becerisi geliştirmek

Bir motorlu olarak anlamanız gereken en önemli şey, güvenliğinizin hareketlerinize ve diğer sürücülerin hareketlerini tahmin ederek onlardan kaçınma becerinize bağlı olduğudur. Yüksek dikkate sahip olmalı, olası tehlikeleri hissedebilmeli ve mükemmel gözlem yapabilmelisiniz. Yüksekte oturmanın, esnek konumlanmanın ve motorun hızının avantajını en iyi şekilde kullanabilmelisiniz. Tehlikeyi hissetmek deneyimle gelişir bu nedenle her zaman becerileriniz ölçüsünde sürmelisiniz. Her zaman gireceğiniz yolun güvenli olduğundan emin olun. Unutmayın ki, gündüz ışığında bile diğer sürücülerin üçte biri sizin orada olduğunuzu farketmeyeceklerdir.

Yorgunluk

Yorgunluk sadece motosiklet üzerinde geçirilen zamana değil, o gün işte geçirilen zamanla da alakalıdır. Bir seyahate başlamadan önce yeterince yorulmuşsanız seyahat sırasında bitkin düşme riskiniz daha fazladır. Motosiklet sürücüleri ise, gürültü, titreşim, rüzgar ve açık havaya maruz kalmaktan ötürü daha kolay yorulurlar.

Sağlık, ilaç kullanımı ve ruh hali

İyi hissetmiyorsanız motosiklet kullanmamalısınız. Otoyol sürüşlerinde bu daha önemlidir çünkü hem kötü hissederseniz güvenli şekilde duracak zamanınız olmaz hem de yüksek hızlı kazaların tehlikesi çok daha fazladır. İlaç kullanımı uyuşukluk halinin genel kaynağıdır, bu nedenle ilaç üzerinde bulunan ya da dokturunuzun yaptığı uyarıları dikkate almanız gerekir. Ruh haliniz de tehlikeleri farketmenizi, uygun kararları almanızı ve verimli bir şekilde uygulamanızı etkiler. Gergin bir durumdaysanız bunun sürüşünüze nasıl etki yapacağının farkında olmanız gerekir.

Monoton durumlar

Az trafik, sis, gece ve otoyol gibi monoton durumlarda uzun süre motosiklet kullanmak uyarıcıları azaltır ve yorgunluğu arttırır.

Yorgunlukla başetmek

  • sürüşten önce yorulmayın
  • mümkün olan ayarlarla sürüş pozisyonunuzu konforlu bir hale getirin
  • ayağınızın pegler üzerinde dinlenir vaziyette olmasını sağlayın
  • gürültüyü azaltmak için kulak tıkacı kullanmayı deneyin
  • hava şartlarına uygun korumayı sağlayan kıyafetler giyin.

Hem sıcaktan hem de soğuktan yorgunluk oluşur. Sıcak havalarda açık renk kıyafetler giymek hem serin tutar hem de dikkat çekici olmanızı sağlar. Yağmurda su geçirmeyen kıyafetler giymeniz önemlidir çünkü ıslanan kıyafetler motosiklet üzerindeki rüzgarın da yardımıyla vücut ısısının hızla düşmesine yol açar. Eldiven ve botların da su geçirmez olması gerektiğini unutmayın.

Soğuk hava tehlikelidir, vücut üşüdükçe sürücü halsizleşir ve dikkatini kaybeder. Uzuvlar daha çabuk üşür, öyle ki soğuk havada ellerin ortalama sıcaklığı 14-15°C civarındadır ve hislerinin çoğunu kaybeder.

Üşümeye karşı önlem almak için;

  • üst üste çok katman giymek – ne kadar çok kat giyinirseniz o kadar sıcak olursunuz
  • kalın bir montun üstüne rüzgar geçirmeyen bir rüzgarlık giymek
  • kıyafetinizin içine hava girip balonlama yapmasın diye tüm düğmeleri kapatmak – hareket eden hava daha çabuk üşütür
  • terleten kıyafetlerden sakınmak – ter buharlaşırken vücudu soğutur
  • kafanızı, ellerinizi ve ayaklarınızı güzel yalıtmak faydalıdır.

Kötü oturuş fiziksel yorgunluğu, dolayısıyla zihin yorgunluğunu getirir. Yorulmayacağınız pozisyonda oturmaya dikkat etmelisiniz.

Geceleri parlayan ışıklar ve sürekli değişen görüş şartları hızlı yorgunluk getirir. Gece sürüşleri gözleri çok yorar ve en ufak göz bozukluğu strese ve yorgunluğa yol açar. Eğer gece sürüşlerinde özellikle gözlerinizden rahatsız oluyrsanız gözlerinizi kontrol ettirmenizde fayda vardır. Yaşlandıkça gözlerimizin bozulması normaldir ve numaralı gözlükler çok faydalı olur.

Ses ve titreşim insanı yorar, bu nedenle bunları azaltmak için elinizden geleni yapın. Kaskınızın havalandırma kanalları sizi yanık tutuyorsa açın ama gürültü yapıyorsa veya kafanızı üşütüyorsa kapalı tutun.

Bolca dinlenmek yorgunluğun artmasını engeller. Anlaşılmıştır ki uyanıklığın tazelenmesi için en az 20 dakika mola vermek gerekmektedir. Uzun seyahatlerde bir seri dinlenme noktası planlamalısınız. Unutmayın i her mola bir öncekinden daha az faydalı olacaktır. Molalarda fiziksel aktivite faydalıdır, o nedenle sadece oturmayı değil, kısa yürüyüşler yapmayı da unutmayın.

45 yaşın üstündeki sürücülerin gençlere göre daha az dinlenebildiğini ve tazelenebildiğini bilmesi gerekir.

Biyolojik ritim

Normalde uyumanız gereken vakitlerde ya da yeterince uyuyamadığınız durumlarda uyanıklık düşer. Günün saatine göre de değişkenlik gösterir;

  • akşamın erken vakitlerinde tepkilerimiz sabaha göre biraz daha hızlıdır
  • öğle yemeğinden sonra uyanıklıkta azalma görülmektedir
  • en büyük yorgunluk sebepli kaza riski gece yarısı ile sabah 8 arasındadır.

Düzensiz iş saatleri de yorgunluğu arttırır. Eğer uykulu hissediyorsanız, göz kapaklarınız ağırlaşıyorsa ve arka ışıklar bulanıklaşıyorsa uyumamak için bir şey yapmalısınız. Güvenli olan ilk noktada dinlenmelisiniz.

Konsantrasyon ve uyanık olmak

Konsantrasyon ve uyanlıklık da sürüş becerisinin anahtar zihinsel yönlerindendir. Çevremizdeki bilgileri işleme yeteneğimiz sınırlıdır. Bu nedenle bazı noktalara daha çok dikkat ederek yani konsantre olarak bu eksikliğimizi gideririz. Konsantrasyon motosiklet sürüşünde çok önemlidir çünkü en hızlı tepki vereceğimiz durumlar odaklanmış olduğumuz bölgede gerçekleşen durumlardır.

Bu durumu daha iyi anlatmak için görüşünüzü ve odaklanmış olduğunuz tek noktayı aşağıdaki gibi ifade edelim.

Gördüğünüz gibi sadece küçük bir noktaya dikkat ederseniz küçük bir bakış açısına sahip olursunuz. Ancak aşağıda göreceğiniz gibi sürekli farklı noktalara odaklanırsanız resmin tümüne daha çok hakim olursunuz.

Çevreyi taramak

Etrafını hızlıca tarayarak farklı tehlikeleri arayan sürücüler, tek noktaya odaklananlardan daha az kaza riskine sahiptirler. Bu becerinizi geliştirmenin bir çok yolu vardır:

  • gözlerinizi aynalar dahil olmak üzere sürekli hareket ettirin ve her yöne bakın
  • her yönden gelebilecek her türlü tehlikeyi arayın
  • farklı sürüş durumlarında karşılaşacağınız farklı tehlikelere karşı hassasiyetinizi geliştirin – bu gelişim öğrenmeye, deneyme ve bu farkındalığı geliştirmeye adanmanıza bağlıdır.

Motosiklet sürücülerinin otomobil sürücülerine karşı büyük bir avantajları vardır. Bunun ana sebebi yüksekte oturmalarıdır ancak daha iyi bir bakış açısı için motorlarını hareket ettirebilme esneklikleri de çok önemlidir. Doğru kullanıldığında bu izleme avantajı korunmasızlığa karşı öne çıkabilir.

Bakmak ama görmemek

Ne gördüğümüz genelde ne görmek istediğimize bağlıdır. Başınıza gelmiştir, daha yeni bakmış olduğunuz taraftan son anda bir bisiklet ya da yaya çıkar. Bunun sebebi, sürücülerin gözlerinin genelde bisiklet ya da motosiklet gibi küçük nesneler yerine kamyon ya da otomobil gibi büyük nesneleri aramasıdır. Bu nedenle bakarlar ama görmezler. Konsantre olduğumuzda sadece sahneye bakmaz, o sahnede bazı nesneleri ararız. Olmasını beklediğimiz nesneleri çok hızlı farkederiz ve hızlıca aksiyon alırız. Tam tersine beklemediğimiz nesneleri sıkça görmeyiz bile. Bunun küçük bir araç kullanan sizler için önemli sonuçları olacaktır.

Tehlike uyanıklığını geliştirmek

Genelde bilgiler bilinçaltında işlenir ancak bazı uyarıcılar ilgimizi belli noktaya çekerler. İsmimizi duyduğumuzda kulak kabartmamız gibi. Deneyimli sürücüler odaklarının dışından gelen uyarıcılara otomatik olarak dikkat kesilirler çünkü tecrübeleri bilinçaltlarını ya da hislerini belli trafik durumlarında oluşabileceklere karşı hazırlamıştır.

Buradan sonra farklı trafik durumlarında karşılaşabileceğiniz farklı tehlikelerin olabildiğince üzerinden geçeceğiz. Fazla detaylı gelebilir ancak amaç bu durumlara bir ön hazırlık yapmanızı sağlamak ve karşılaştığınızda tehlikeyi zaten bildiğiniz için tepki vermeniz hızlandırmaktır.

Uyanıklık

Uyanıklık ne kadar veriyi işleyebileceğinizi belirler. Yorgunluğun aksi gibi düşünülebilir. Bir çok şeye bağlıdır ancak sürüş gibi rutin durumlarda zamanla azalma eğilimindedir. Uyanlıklık bir şekilde kişiliğinize de bağlıdır. Dışa dönük kişiler içe dönük kişilere göre daha çabuk yorulurlar, çünkü dış uyarıcılara karşı daha hassaslardır.

İyi sürmek için uyanık kalabilmeli ve tehlikeleri tespit ederek tepki vermeye hazır olmalıyız. Sürüşlerin çoğu rutindir ve sürekli bir kaza ihtimali bulunmadığından becerilerimize çok az ihtiyaç duyarız. Bu düşük uyarı seviyesi konsantrasyonumuzu kaybetmeyi kolaylaştırır ve uyanık olmak için bazı adımlara ihtiyacımız olur. Yoğun şehir içi trafiğinde sürüş  sırasında yeterince uyarıcı bulunsa da uzun otoyol sürüşlerinde ya da kırsalda yetersiz kalacaktır.

Uyanlıklık ve endişe

Uyanıklık, endişe seviyenize bağlıdır ve yaptığımız her işte bir miktar endişe bulunur. Yapılan işteki tehlikelerin farkında olmak yeterli endişenin gelişmesini sağlar, bu da uyanlıklığa ve tepki vermeye hazırlıklı olmaya yardımcı olur. Hiç kaygı duymamak tepki vermenizi ve harekete geçme hızınızı azaltır. Çok endişelenmek ise doğru şekilde bilgi işlemenizi ve tepki vermenizi engeller.

Uyanık kalmak için;

  • bilinçli bir şekilde risk seviyenizi değerlendirebilir,
  • değerlendirmenizi sürekli güncelleyebilir,
  • trafikteki riskler hakkında kendinize konuşabilirsiniz.

Risklere farkındalığınızı bu şekilde aktif tutabilirseniz endişenizi optimum seviyede tutabilir ve potansiyel bir tehlikeyi ihmal etmekten kurtulursunuz.

Olumsuz tutumlardan kurtulmak

Pozitif tutumlar geliştirin

Olumsuz tutumların kaza ihtimalini arttırdığını gördük. İhtimali azaltan pozitif tutumlar şunlardır;

  • yoldaki diğer kişilere karşı toleranslı ve düşünceli olmak,
  • kendi becerileriniz hakkında gerçekçi olmak,
  • motosiklet sürücüsü olarak ne kadar korunmasız olduğunuzu farketmek,
  • kendinizin, varsa artçınızın ve yoldaki diğer kişilerin güvenliğini çok umursamak.

Limitlerinizi bilmeli ve kişisel arzularınızı güvenliğin önüne geçirmemelisiniz. Buna bir örnek olarak agresif bir sürücüye aynı hiddetle karşılık vermemek sayılabilir. Kararları dikkatlice vermeli, trafik şartlarının tümünü düşünerek umulmayan şekilde hareket etmemelisiniz.

Tutumunuzun güvenliğinizi etkilediğini kabul etmek

Tutumunuzu anlamak ve kaza riskini azaltacak şekilde değiştirmek zor bir iştir. Bunun ilk adımı tutumunuzun sürüş güvenliğini etkilediğinin farkına varmanızdır. Farkına varamazsanız değiştirmeniz gerektiğini anlayamazsınız.

Değişime direnci farketmek

Çoğu sürücü güvenlik bilincinin faydalı olduğunu bilir ancak kendi tutumunun doğru olduğuna inandığından düzeltmesi gerektiğini gösteren işaretleri  farketmez. Hıza karşı tutum değişime direnç gösterilen anahtar tutumdur. Hızlı ve agresif süren kişilerin çoğu bu durumun güvensiz olduğunu kabul etmezler. Herkesin kendisi gibi kullandığını düşünürler ve hızlı kullanmanın kendi tercihleri olduğunu anlamazlar.

Kendini bilmek – sürüş becerisinin anahtarı

Değişimin gerektiğini farketmenin zorluğu delillerin istatistiğe bağlı olması ve çoğu kişinin istatistiktense kendi deneyimlerine inanmasıdır. Hızlı ve agresif bir sürücüyseniz kaza yapmış olsanız bile tutumunuzla sürüşünüz arasındaki ilişkiyi farkedemezsiniz. Araştırmalar kaza yapan sürücülerin kendilerinden çok yol koşullarını ve diğer sürücüleri suçladığını göstermekte. Bu durum kişilerin aynı hataları tekrarlamalarını ve aynı tip kazalara karışmalarını açıklıyor.

Sürüşünüze tümüyle profesyonel bakmanız için önce gerçeklere objektif bir gözle bakmalı, yeterli kanıt bulunduğunda uygunsuz davranışlardan vazgeçmeye hazırlıklı olmalı ve kendi davranış ve sınırlarınız hakkında farkındalığınızı geliştirmelisiniz.

Kendinizi bilmenin adımları şunlardır:

  • tutumların sürüş performansını etkilediğini farketmek
  • kendi tutumlarını anlamak ve kaza yapma ihtimalinizi etkilediğini anlamak
  • korunmasız olduğunuzu farketmek, özellikle motosiklette iken
  • sürüş sırasındaki tüm kararlarınızda güvenliği öncelik haline getirmek
  • kurtardığınız ya da geçirdiğiniz kazalardan kazandığınız tecrübelerden öğrenmek
  • tutumlarınızı değiştirdikçe sürüş performansınızdaki değişiklikleri takip edip tüm sürüş durumlarındaki farkı hissetmek.

Bosch Kayma Azaltma Sistemi

motosiklete etkiyen kuvvetler

Motosikletlerin viraj alabilmek için yatmak zorunda oldukları hepimizce malum. Düşük hızlarda ve yumuşak virajlarda çok fark edilmese de, dönüş çapı daraldıkça ve hız arttıkça lastiklerin yere değdiği noktadaki kuvvetlerin dağılımı önem kazanıyor.

Viraj içlerinde karşımıza çıkabilecek ıslak yaprakların, yağ kalıntılarının veya en tehlikelisi çakıllı kısımların üzerinden geçerken ön lastiğin üzerinde yeterli düşey kuvvet kalmadığında kayma başlayabilir.

viraj alma

Bu durumda sürücülerin motosikletlerini düzeltmek için hiç şansları kalmaz. Normalde motosikleti yolunda tutabilmek için lastiği yere bastıran düşey kuvvetin arttırılması gerekir. Bosch’un araştırmakta olduğu Kayma Azaltma Sistemi’nin ana fikri de bu. Sihirli bir el gibi tam kayma anında motosikleti yere bastırarak kaymayı engelliyor.

bosch baskı kuvveti

Motosiklete hava yastıklarında kullanılanlar gibi basınçlı bir hava tankı yerleştirilen sistemde, bir sensör yanal lastik kaymasını sürekli takip ediyor. Kayma limiti aşıldığında tanktaki basınçlı hava belli bir açıyla dışarıya püskürtülüyor. Bu basınç lastiği yere bastırarak kaymanın önüne geçiyor. Aşağıdaki videoda bahsedilen kaymayı ve sistemin düzeltici etkisini görebilirsiniz.

Bu tip bir sistemin daha güvenli sürüşlere yol açacağı çok açık. Bu araştırmanın nihayete erip motosikletlerimize ulaşması biraz zaman alacaktır ama aşağıdaki videoda göreceğiniz gibi Bosch’un bugüne kadar iki tekerli araçlara kattığı güvenlik önlemleri çok fazla.

Bu tip sistemlere ihtiyacınızın olmayacağı güvenli sürüşler dilerim. Tekeriniz düz bassın demek istemiyorum, motosiklet kullanmanın zevki yatarak çıkar, en iyisi tekeriniz kaymasın diyeyim.

arka teker

Kazasız sürüşler.

Gürkan

Kaynak: Bosch

Tutumun iyi sürüşe etkisi

Araştırmalar sürücülerin yoldaki diğer sürücülere, hız yapmaya ve risk almaya karşı olan tutumlarının kaza yapma ihtimallerine ışık tuttuğunu gösteriyor.

Diğer sürücülere karşı olan tutum

İyi sürüş, yolu kullanan diğer kişilere karşı yapıcı davranışlara ve düşünceli olmaya bağlıdır. Bencil ve agresif davranışları eklemeden de yollarda gereğinden fazla fikir ayrılığı bulunur. Bu tip davranışlar diğerlerinin stresini arttırır ve kaza ihtimalini arttırır. Bir çok sürücü başka bir sürücü tarafından engellendiğinde gereksizce sinirlenir. Karşı taraf için çok doğru olan hareketler bile rahatsızlık yaratabilir. Motorlular, sıkışık trafikte araçların arasından geçebilmelerinin dahi bazı sürücüleri sinirlendirebileceğini bilmeliler. Daha toleranslı olarak ve gereksiz gerginlik yaratacak davranışlardan kaçınarak hem kendinizin hem de başkalarının kaza ihtimalini azaltmış olursunuz. Diğer sürücülere karı düşünceli hareket edenlerin kazaya karışma ihtimalleri daha düşüktür.

Hıza karşı tutum

Sürüş hızınız kaza ihtimalinizi belirleyen en önemli faktörlerdendir. Fazla hızlı sürmek ise ölümcül kaza riskine en çok sebep olan faktördür. Ne kadar hızlı sürerseniz kaçınacak o kadar az zamanınız kalır ve kaza riskiniz o kadar artar. Hız yapmak bir seçimdir çünkü hızlı sürmenizin gerçekten gerektiği zamanlar oldukça azdır. İyi bir sürüş, şartlara uygun bir hızda sürmenizi gerektirir.

Risk almaya karşı tutum

Motosiklet kullanmakta her zaman bir risk vardır ancak sürücünün davranışları riskin seviyesini çok etkiler. Risk almayı kabullenmek kaza ihtimalini arttırır. Aşağıdaki tutumlar sizi tehlikelere açık hale getirir;

  • tehlikenin heyecanından hoşlanmak,
  • diğer sürücüleri etkilemekten hoşlanmak,
  • kişisel güvenliği umursamamak,
  • yeteneklerinizi olduğundan fazla görmek, kontrol edebildiğine inanmak,
  • haklı bir sebep için risk almak.

Genç ve deneyimsiz sürücüler en yüksek kaza ihtimaline sahiptirler çünkü riski arama ve tehlikeyi umursamama eğilimindelerdir. Ayrıca deneyimli sürücülere göre trafikteki olaylarda daha az risk görürler.

Kanunlarla tanımlanmış kurallara uymayan ve riskli kullanan sürücüler diğerlerinden daha az riskte olduklarını düşünürler ama aslında daha çok tehlikedelerdir.

Birçok sürücü diğer kişileri etkilemek için risk alır. Mesela genç erkek sürücüler, artçıları genç bir erkek iken yalnızken sürdüklerinden daha hızlı sürerler. Hatta artçıları genç bir kadınken sürdüklerinden bile daha hızlı sürerler.

Herşeyi kontrol edebileceğine inanan sürücüler trafiğin gereklerini yerine getiremediklerinde kaza ihtimalleri artar.

Acil durum gibi bir yere yetişmek için alınan risklerde güvenli sürüşün herşeyin önünde geldiği unutulmamalıdır. Gideceğiniz yere geç varmanız hiç varamamanızdan iyidir. Kendinizi ya da yolda bir başkasını yaralarsanız acil durumu bir trajediye dönüştürürsünüz ve acil duruma da yetişememiş olursunuz. Amacınız güvenli bir şekilde mümkün olduğunca çabuk varmak olmalıdır.

Ruh hali ve kaza riski

Sürücüler genelde hislerini sürüşlerine yansıtırlar ve bu oldukça tehlikeli olabilir. Bir tartışmadan çıkan kişilerin normalden daha agresif  sürdükleri, aşırı hızlı veya öndekine fazla yakın kullandıkları görülmüştür. Aynı şekilde trafik tıkanıklıklarının da stres ve hüsrana yol açtığı, çoğu sürücünün bu durumda agresif ve daha çok risk alan bir şekilde davrandığı bilinmektedir. Eğer bu durumu bir problem olarak görüyorsanız stresinizle başetmenin başka yollarını bulmanız gerekir. Seyahatin amacını düşünmektense mevcut ana odaklanmak faydalı olabilir.